HABER ARAMA
Ordu Nöbetçi Eczaneleri
SON DAKİKA HABERLER
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Haziran 2021 Pazartesi
Fındık Fiyatı


22.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

Ahmet Yenin

Ahmet Yenin

Din ile Devlet İşini Ayırarak Deneyelim,Ölüm Yok Ya..!

11 Mayıs 2021 Salı Saat: 01:41

Din ile devlet işlerini birbirinden ayırmadan, ne millet nede devlet asla rahat yüzü görmez,görmedi zaten aynen günümüzde olduğu gibi…

Çünkü din ile devlet işi birbirine karıştırıldığı zaman ne millet nede devlet bu işin içinden çıkamıyor.İşte buna acı ama geçek bir örnek Bursalı Ramazan Davulcusundan.

Davulcu geçimini ramazanda olduğu gibi,ramazan ayı dışındaki kalan 11 ayda da, düğünlerde bayramlarda,içkili törenlerde davul çalarak ailesini ve çoluk çocuğunun geçimini sağlıyor.

Bu arada nasıl olsa öleceğiz diyerek,zaman zamanda içkili törenlerde çalarak biriktirdiği kazancından ayırdığı kefen parasının akıbetini diyanete yazdığı mektupla sorunca aldığı caiz değildir cevabıyla yıkılıyor...

Bursalı davulcunun, davulculuktan kazandığı kefen parasının caiz mi yoksa değil mi sorusuna diyanetten aldığı iki ayrı cevaptan hangisinin doğru olduğunu makaleyi okuyarak öğrenin,birlikte öğrenelim…

Uzun yıllar önce Bursa’da bir davulcu yaşıyordu…

Ramazan gecelerinde sahurda insanları uyandırmak için davul çalan adamcağız, geriye kalan 11 ayda ise düğünlerde, şenliklerde, mitinglerde hünerini sergileyip ekmek parasını kazanıyordu.

Aradan yıllar geçti, davulcu yaşlandı ve aklına o güne kadar hiç düşünmediği bir soru gelip oturdu; hayatını ramazan ayları dışında içkili düğünlerde, eğlencelerde de davul çalarak kazanmış, kefen parasını da bu kazandıklarından bir kenara ayırmıştı.

Aklını kurcalayan soru işte burada devreye griyordu:

–Acaba bu kefen parası caiz miydi, değil miydi?

Düşündü, taşındı Diyanet İşleri Başkanlığı’na danışmaya karar verdi… Durumu anlatan bir mektup yazıp aynı soruyu sordu, gelen yanıtla başından aşağıya adeta kaynar sular dökülmüştü:

-Caiz değildir!

Adamcağız büyük bir üzüntü içinde hikâyesini dönemin en ünlü yazarlarından Hasan Pulur’a yazdı. Mektubu büyük bir şaşkınlık içinde okuyan Pulur, “Olaylar ve İnsanlar” köşesine taşıyıp, adamcağızın hikâyesini ve Diyanet’in verdiği cevabı anlattıktan sonra şu soruyu sordu:

–Diyanet “caiz değildir” diyorsa demek ki

bir bildiği vardır!

Benim de onlara bir sorum olacak:

Oradaki din görevlileri maaşlarını devletten alıyor. Devlet ise bu paraları halktan aldığı vergilerden ödüyor. Vergi verenlerin içinde meyhanecisi de var, kerhanecisi de var. Bu durumda aldıkları maaş caiz midir, değil midir?

Ortalık karıştı tabi!

Sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı:

“Konu yanlış anlaşılmış, yanlış karar verilmiştir.

Kefen parası caizdir” açıklaması yaptı!

Günümüze kadar ve halen daha kutsal dinimiz İslam’ı siyasete ve ticarete alet ederek dini temsilcimizin de önerisiyle biz yüzde doksan dokuzumuz Elhamdülillah Müslüman’ız ya ülke ve insanlar olarak bu inançla huzur ve güven içersinde ticareti ve siyaseti iç içe yaparak güya doğru dürüst yaşamaya çalıştık…

Ama olacak işleri de olmayacak işleri de yüzümüze gözümüze bulaştırarak,bir avuç cahil cühela takım Fetö terör örgütü acı örneğindeki cahil,cühela,taciz tecavüz ve cinsi sapık yuvası cemaat ve tarikat mensupları kazanırken büyük çoğunluk insanlar ve devlet olarak biz kaybettik, hem de ülkemize kaybettirerek mensubu olmaktan onur ve gurur duyduğumuz kutsal dinimizi resmen ayağa düşürdük. Tabii bizler değil, işin başındaki sevk ve idareciler yüzünden.

Bundan sonra millet ve devlet olarak, dini siyasete ve ticarete alet etmeden, yüce Allah’ın buyurduğu gibi dinimiz yüce Allah’ımız ile biz aciz kulları olarak aramızda huzur ve güven içinde yaşamaya çalışalım.

Bakalım hangisi ülkemiz ve insanlarımızla, birlikte hayatı ve dünyayı paylaştığımız insan dostu canlıları için yararlı… Ne olur,ne kazanır ne kaybederiz,millet ve devlet olarak birde böyle deneyelim.

Dini yıllardır ve halen daha siyasete ve ticarete alet ettik, topyekun ülke ve millet olarak işleri yüzümüze gözümüze bulaştırarak hayatı kendi kendimize kendimiz değil de idareciler yüzünden zehir ettik.

Birde din ile devlet işlerini birbirinden ayırarak deneyelim millet ve devlet olarak ne kaybederiz.Ölüm yok ya bu işin sonunda,din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılarak icra edilmesi daha hayırlı ise bundan sonrasına din ile devlet işlerini birbirinden ayırarak devam edelim diyor,saygılar sunuyorum…!


Bu haber toplam 374 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları