HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
HABER ARAMA


Ordu Nöbetçi Eczaneleri
SON DAKİKA HABERLER
Ordu Havaalanı Transfer Samsun Havaalanı Transfer Ogezi Transfer Trabzon Havalimanı Tranfer
7 Aralık 2021 Salı Saat: 08:22

‘ÖĞRETMENLİK KARİYER DEĞİL, İHTİSAS MESLEĞİDİR’

Eğitim Sen Ordu Şube Başkanı Sezgin Yılmaz ‘Öğretmenlik meslek kanuna 1000, 2000 TL veya 1. dereceye 3600 ek gösterge ile öğretmenlerin ikna olacağının düşünülmemesi gerekir' dedi.
‘ÖĞRETMENLİK KARİYER DEĞİL, İHTİSAS MESLEĞİDİR’

Eğitim Sen Ordu Şube Başkanı Sezgin Yılmaz ‘Öğretmenlik meslek kanuna 1000, 2000 TL veya 1. dereceye 3600 ek gösterge ile öğretmenlerin ikna olacağının düşünülmemesi gerekir. Mesleğimizin statüsünü güçlendirmeyen, öğretmenlerle birlikte hazırlanmayan bir tasarıya ikna olmayız. Öğretmenlik kariyer değil, ihtisas mesleğidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20. Milli Eğitim Şurası’nın açılış konuşmasında, masa başında, öğretmenlerin bilgisi ve iradesi dışında hazırlanan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun kısa süre içinde TBMM’ye sunulacağını açıkladı. Erdoğan ayrıca, geçmişte büyük tartışmalara neden olan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi uygulamalara ilişkin kariyer sınavları yapılacağını ve öğretmenlerin yapılacak sınavlarda yarıştırılarak farklı ücret politikaları uygulanacağını söyledi’ dedi.

 Sözleşmeli ve kadrolu öğretmen ayrımının kaldırılacağı açıklanırken sözleşmeli öğretmenlerin, mecburi hizmet hariç atamalar, özlük hakları ve mazeret tayinleri başta olmak üzere kadrolu öğretmenlerle aynı haklara sahip olacağı ifade edilmiş, ancak sözleşmeli öğretmen istihdamı uygulamasına son verileceği belirtilmemiştir. Bu ifadeden sözleşmeli öğretmen istihdamının devam edeceği anlaşılmaktadır. Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli, bu öğretmelerin tamamı kadroya geçirilmelidir. Ataması yapılmayan 100 binlerce öğretmenimiz işsizliğe mahkûm edilmişken, öğretmenlik mesleğinin itibarına bir saldırı ve eğitimin niteliğini düşüren bir uygulama olan ücretli öğretmenlik uygulamasına bir an önce son verilmelidir.

Öğretmenlerimiz zaten yoksulluk sınırının çok altında bir ücretle çalışmaya mahkûm edilmişken ve son ekonomik krizle iyice yoksullaşmışken, özlük haklarının geliştirilmesi ve mali kayıplarının giderilmesi için kariyer ve sınav şartı getirilmesi kabul edilemez.  Kariyer sınavı her şeyden önce, çalışma barışını bozan, öğretmenler arasındaki mesleki dayanışmayı ortadan kaldıran, eğitim emekçileri arasındaki rekabeti arttırarak, aralarındaki güven ilişkisini zedeleyecek özellikler içermektedir. Ayrıca öğretmenler arasında hiyerarşi yaratmak, aynı işi yapan öğretmenlere farklı ücret politikası uygulamak, “eşit işe eşit ücret” ilkesine aykırıdır. Hiçbir ayrıma tabi tutulmadan tüm eğitim emekçilerinin özlük hakları iyileştirilmeli ve mali kayıpları acilen giderilmelidir. Aynı okulda, aynı düzeydeki sınıfları okutan iki öğretmen arasındaki ücret farklılığı, telafi edilmesi güç sonuçlar yaratacaktır. Veliler öğretmenleri seçerken “öğretmen”, “sözleşmeli öğretmen”, “uzman öğretmen” “başöğretmen” gibi apoletleri olup olmadığına göre hareket edecektir. Kayıt parası, zorunlu bağış gibi uygulamalar “başöğretmen” isteyenler için farklı, “uzman öğretmen” ya da “öğretmen” isteyenler için farklı olacaktır. Bu durumun, farklı derecelerdeki öğretmenler için olumsuz sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Böylece öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenin saygınlığı öğrenci ve velilerin farklı değerlendirmeleri ile polemiğe açılacak, öğretmenlik mesleği daha da itibarsızlaştırılacaktır.  Öğretmenler için düşünülen iyileştirmeler, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi ile birlikte ele alınmalıdır. 

Tarihin her döneminde iktidarlar öğretmenlik mesleğine ve öğretmenlere farklı anlamlar ve görevler yüklemek istemiştir. Öğretmenlik mesleğine yüklenen anlamlar, iktidarların ideolojik bakış açılarına, toplumsal yapıya, dönemin koşullarına ve ihtiyaçlarına göre değişiklik göstermiştir. Öğretmenlik Meslek Kanunu düzenlemesi gündeme geldiği ilk günden itibaren tartışılmaktadır. Bugüne kadar yürütülen tartışmalar ve ağırlıklı olarak kimi özel öğretim kurumlarının önerileri doğrultusunda gündeme gelen başlıklar, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun öğretmenlerin iradesi dışında, onların görüş ve önerileri alınmadan masa başında hazırlandığını göstermektedir. Bu duruma, Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan meslektaşlarımız tepki göstermektedir. Öğretmenlik Meslek Kanunu tartışmaları sürecinde öğretmenin sunduğu hizmetin bir kamu hizmeti olduğu kabul edilmeli, eğitim hizmetleri düzenli, sürekli ve kâr amacı gütmeyecek şekilde baştan aşağıya yeniden düzenlenmelidir. 

 Öğretmenlik mesleğinin tanımı, öğretmenlerin nasıl ve nerede yetiştirileceği, mesleğe kabul ve istihdam koşulları, öğretmenlerin güvenceleri, hakları ve sorumlukları ile mesleki yaşamları ve emeklilik konularında yapılacak düzenlemelerin kapalı kapılar ardında yapılmak istenmesi kabul edilemez. Milli Eğitim Bakanlığı gerçekten öğretmenler lehine bir düzenleme yapmak istiyorsa ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen ve Türkiye tarafından da imzalanan ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’na uygun düzenlemeler yapmalı, ekonomik, sosyal, mesleki, özlük haklarımızla ilgili taleplerimiz kabul edilmelidir. ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı’, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlayan, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşımaktadır. Türkiye tarafından da kabul edilen ve altına imza atılan bir belge olmasına rağmen, bu belgenin gereğini yapmayanların meslek kanunu ile öğretmenlere sahte müjdeler vermesi inandırıcı değildir.

 Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili olarak eğitim emekçilerinin, sendikaların ve alandaki meslek örgütlerinin eleştiri, öneri ve talepleri dikkate alınmadan atılacak adımların karşısında olacağımız ve kazanılmış haklarımızı tartışmayacağımız bilinmelidir. MEB, gerçek anlamda öğretmenlerin niteliklerini arttırmayı hedefliyorsa, öncelikle öğretmenlik mesleğini ve öğretmenleri itibarsızlaştıran, emeğimizi değersizleştiren yanlış politika ve uygulamalara son vermelidir. Eğitim Sen olarak öğretmenlerin iradesi dışında masa başında hazırlanan meslek kanununu kabul etmemiz mümkün değildir’ dedi.   HABER MERKEZİ





Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler