HABER ARAMA
Ordu Nöbetçi Eczaneleri
SON DAKİKA HABERLER
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
21 Eylül 2021 Salı
Fındık Fiyatı


22.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

Emre Yücel

Emre Yücel

HUGO

7 Nisan 2021 Çarşamba Saat: 13:16

Siyaset toplumdan, toplum siyasetten neden uzaklaşır?

Fransız yazar Victor Hugo, “İnsanlar yalan söylemek zorunda kaldıkları kimselerden nefret ederler” der.

Bir başka Hugo daha var, İtalyan televizyon programcısıydı zamanında, Hugo Egon Balder,. Tutti Frutti, çin çin.

Açalım bakalım konuyu, tüm çıplaklığıyla. Aç kapa, aç kapa, Aman haaa, Eş başkanlığa su kaçırma…

100 küsür parti oldu. Ne güzel!!! Bir sürüde genel başkan, hepsi eş başkan, birbirlerinin eşi. Dostlar alışverişte görsün misali hepsi ne kadar demokratik, hepsi ne kadar çağdaş, ayrıca hepsi de bir o kadar inançlı. Dostlar meclisinden aynı nakarat, hep aynı, muhabbet bağı. Git gel sözde, gözde katılımcı ama seçilmiş ve seçilecek meclis işlevsiz.

Mesela, İlk 4 madde? Hıkkk, mıkkk… Yarım ağızla toplum henüz buna hazır değilmiş, miş, miş… Toplumdan tepki almayayım, fincancı katırlarını da ürkütmeyeyim. Sormayaydın iyiydi. Biz böyle iyiyiz, eşeleme, elleşme modülleri. Yani diyor ki; ben dürüst olamıyorum, toplum dürüstlüğe hazır değil diye kıvırıyorum. İfade özgürlüğünde son nokta. Ne var ilk 4 madde de? Cumhuriyet var, insan hakları var, din ve vicdan hürriyeti var, adalet var, hukuk var, milli birlik ve beraberlik, bölünmezlik var, dili var, bayrağı var, marşı var, başkenti var. Bunların tamamının değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükmü var. Sıkıntı nerede, hangisinde? Hangisi için hıkkk, mıkkk…

Diğer taraftan; “Türk’üm demek ayıp mıdır, doğruyum demek yanlış mıdır, çalışkanım demek çarpıklık mıdır? Bize kırmızı çizgi hatırlatması yapanlar unutmasınlar ki bizim kırmızı çizgimiz Türk’ün varlığı ve bekasıdır” diye heyecan yaratan, takdir alan Andımız temalı meşhur grup konuşması var, ortada duruyor. Var da bu ortada dururken ve Andımız kararı zıp orada zıp burada oyuncak olmuşken sessiz kalışlar. Neyi, niye kaldırıyon arkadaş? Bu mehtere kadar gider. Ceddin deden, neslin baban, her tarafta Türk milleti. SARI ÖKÜZÜ VERMEYECEKTİK!!!

Bir başka sessizlik ise gözlerime inanamadığım fosforlu tagler ve trollükler. Bunun gibi fosforlu siyasetler vicdanlarda kabul edilemiyor, ağır geliyor. Gözüken o ki bu ilkesiz, inançsız, ahlaksız gidişatın sonu çukur. Acilen normale dönmenin doğru bir kırmızı çizgi hatırlatması olması gerektiği inancını taşımaktayım.

Esnafın hali pür. Perişan demek zor yerel basında. Gerçek şu ki; ödeme var, para yok. Çare diye sonucunu bilerekte olsa uzun zaman önce kalan alınamayan alacağı sormak için aranır diğer esnaf arkadaş. Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor, lütfen daha sonra… Senin ben!!!

Bunun siyasete yansıması ise epey yapay ve asosyal. Göstermelik 2-3 esnaf ziyareti, penguende 5-10 dakikalık medya malzemesi. Kime? Eş başkanlara… Başkanım şöyle zor durumdayız, kiramızı ödeyemiyoruz, cirolar düşük, halen siftah yok, kredilerin geri ödemesi geldi, vs. vs. Tüm bunlar doğru mu? Tamamı doğru. Peki çözüm? Çözümü dillendirmesi gerekenler ise tamamen hamasette. Aşı niye oldun? Sıram geldi, oldum. Ne diyeyim? Yaratıcı olmasa bile en azından mizah. Ama sonra cihangir esnafından cihangir rozeti. Tutti Frutti, Türkçesi karışık meyve. Ülke puanı, aç, aç.. Lannn!!! Şaka. Kameraya el salla, şaka değilmiş, isyaaaannn, yalaaann… Yalnız o da çok keyifli ha, epey hevesliymiş, ağzı kulaklarında, bilgisayar oyunu gibi, Hugo, zıp orada zıp burada. Eyy, karınca, nereden gelip nere gidersin? Cevap yok, yok yani bitti, son durak. Fransız filmleri gibi, pat bitiyor, öyle kalıyorsun. Ekranda ”FIN” yazıyor. Düşünüyorsun, ne düşünürsen artık, yorum sana ait.

Böyle bir absürtlüğe gençlerden tepki verenler var elbet ama savunanlarda var. Mesela, bu içimize sinmiyor ama onu isteme bunu isteme nasıl oylar yükselecek, nasıl kitle partisi olunacak, oralardan nasıl başka türlü oy alınacak falan filan diye bir savunma mekanizması. Kardeş, sen halkçılığı yanlış anlamışsın. Oralar deniyorsa zaten sen rozeti kime, nere takarsan tak, Aksekili Ali Çavuş haklı, işiniz zor. Bana daha ilginç gelen ise gençlerin “başkanımızın bir bildiği vardır” savunması. Gerçektende ata sözleri doğru, üzüm üzüme baka baka kararıyor.

 “Bizden önce kadının adı yoktu”dendi. Dendi valla. Doğal olarak sosyal medyada eleştiri ve mizah malzemesi de oldu. Oldu da, ama bu kısmen doğru, doğru söylenmiş dense, anlamadan dinlemeden seküler görüntüden sosyal medya linçlerinin kaçınılmazlığı. Heyyy arkadaşım sana söylenmiyor zaten, üzerine alınma, kitle farklı, seninle zaten işi yok. Bu kitlesel büyük ayrışmada kendini konumlandırdığın doğallığında temsil edilememenin sonucudur bu alınmalar. Yani incinme, incit. Önce sen, seni temsil edemeyenleri sorgula. Cihangir tabelasıyla halkçılık yapmaya kalkıp, cafe de Paris sosuyla milleti biftek zannetme. Dar alanda solculuk yaparken analizin kendin değil toplumun tüm katmanı olsun. Zamanında ki adil düzen söylevi sol söylevdir esasen. Şaşırdın mı? İlginç mi? Yooo… İncindin mi? O zaman; kraliçe, Müge Anlı’nın programına katılmış, ayyyynı…

Halkın partilere güvensizliğinde sahnede üç farklı Hugo, kimi edebiyattan öte geçemeyen yalandan nefret, kimi ülke puanları için açılım saçılım için çin çin, kimi altın toplama oyununda zıp zıp. Farklı bir seçenek var elbet, olacak, hep oldu.

Sevgi ve saygı ile…


Bu haber toplam 4.201 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?