Tarikat


Bu makale 2020-09-14 00:26:45 eklenmiş ve 250 kez görüntülenmiştir.
Cumhur Öztürk

Sözlük anlamı: “Yol” demektir. Bunun dışında, Peygamberin yaşamını esas alarak Tanrı’ya ulaşma yolu-tasavvuf yolu- da deniliyor.

İslam’ı yaşamak için tarikata girmek şart mı? Tanrı’ya giden yol, tarikattan mı geçiyor?

Bilimsel düşünme, soru sormayla başlar. Soru sordukça gerçeğe ulaşabilirsiniz. Yukarıdaki iki soruya siz cevap veriniz

Eğer, böyle bir yol olsaydı; Kuran-ı Kerim’de bundan bahsedilmez miydi? Neden yok?

Hz. Muhammet’in sağlığında tarikat var mıydı? Buna ben cevap vereyim, yoktu. Peygamber efendimiz böyle bir yol olsa, tarikatı kendisi kurmaz mıydı?

Dört Halife döneminde var mıydı? Yine ben cevap vereyim, yoktu.

Kuran’da yok, Peygamber efendimizin sağlığında yok, Dört halife döneminde yok…

Ne zaman ortaya çıktı? İslam’da bölünmeler, mezhepler ortaya çıktıktan sonra…

Mezhepler, inanç veya ibadet farklılıklarından doğdu.

Tarikatların doğma nedeni farklı. Okuma bilmeyen ve dolayısıyla Kuran’ı anlamayan halk, kendisine Kuran’ı okuyup anlayan bilim sahibi kişileri kendilerine rehber edinip, onun söylediklerini “din adına” yapmaya başlamasıyla doğdu.

İşte burası önemli… “Din adına” söz söyleyebilme… İnsanlara her istediğinizi yaptırabilme gücü kazandırıyor.

Dünyanın en dürüst insanı bile, böyle bir gücü kullanırken, bir süre sonra “Güç zehirlenmesi” hastalığına yakalanır. Nedir güç zehirlenmesi? Yaptığı her şeyin doğru ve kusursuz olduğuna hatta kendisine karşı gelmenin dine karşı gelme olduğuna inanması.

Bu zehirlenmenin sonucunda tarikatın başı-şeyh-Tanrı gibi kutsal görülmeye başlanıyor. İşte şeyhlerin size dokununca hastalıkları iyileştirme palavralarının kaynağı da bu…

Ülkemizde; Atatürk, tekke ve tarikatları kapatarak bu sapkınlıklara son vermişti. Özellikle İngilizlerin teşvik ve desteği ile tekrar kuruldular. Mareşal Fevzi Çakmak Paşanın dediği gibi “Tarikat ve cemaatler, İngilizlerin ileri karakollarıdır.” Amaçları Atatürk’ü karalayarak Atatürkçülüğü Türkiye’den kaldırmak ve Türkiye’yi; Pakistan, Irak ya da Suriye gibi yapmaktır. Yakın zamanda Amerika’nın “cemaat” adı altında kurduğu feto yapısının bizi ne hale soktuğunu hatırlayın. Fevzi Paşanın dediği gibi bu tarikatların amacının dine hizmet etmek olmadığını anlarız.

Tarikat ne iş yapar da bu kadar parası olur? Holdingleşen, devasa sermaye gücü biriktiren yapılar, dine nasıl hizmet etmektedir? Dine hizmet etmenin yolu, Tanrı’ya giden yol-tarikat-bu mudur? Ticarethane gibi çalışıyorlar, fakir olan tarikat ve cemaat görebilir misiniz? Bu tarikatları; dini yönden, mali yönden denetleyen var mı?

“Güç zehirlenmesi” içinde; küçük çocuklara, kadınlara, erkeklere her türlü sapkınlığı yapma özgürlüğü ve hakkını kendilerinde görmektedir. “Hele bir İslam ülkesi olalım” diyen Uşşaki şeyhi Fatih Nurullah gibi “Atatürk heykelleri puttur” diyerek Atatürk heykellerine saldırıları ilk başlatan Ticani tarikatı şeyhi Kemal Pilavoğlu’nun da müridinin on iki yaşında bir erkek çocuğuna tecavüz etmekten tutuklandığını biliyor muydunuz? Rezilliklerini, pisliklerini daha fazla anlatmaya dilim varmıyor, yazmaya kalemim gitmiyor.

Üzüldüğüm nokta şu ki: Bütün bu olup bitenlerden sonra bile hâlâ bu sapıklara çocuk emanet edebilenler var ya... Sözün bittiği yerdeyiz…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Ordu Tribün Gazetesi | Haber Merkezi
© Copyright 2016 Ordu Tribün Gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
M.E.B.
Adalet Bakanlığı
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş