Atatürk’e Saldırmak


Bu makale 2020-07-30 00:48:21 eklenmiş ve 442 kez görüntülenmiştir.
Cumhur Öztürk

Bir Alman’ın Bismarck’a küfrettiğini görmezsiniz. “Almanya’yı kanla kurdu; mahkemeler kurup herkesi astı” dediğini duymazsınız. Sağcısı, solcusu, yeşilleri Bismarck’a saygı duyar. Napolyon’un annesine “hayat kadınıydı” iftirasını atabilecek Fransız gazeteci ya da siyasetçi göremezsiniz.

Uzun Bacaklı Henry’ye küfreden bir İngiliz göremezsiniz. Uzun bacaklı “dinsizdi” uydurmasını söyleyebilecek papaz da bulamazsınız.  İtalya’da: “Sezar din adamlarını astırdı” yalanını söyleyecek bir papa da  çıkmaz. 

Atatürk’e yapılan bunca yalan, dolan ve iftiranın nedeni nedir? Ya da Atatürk düşmanlığının kaynağı nedir?

Her şey Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Sevr’e isyanıyla başladı. İngiltere’nin Sevr planına uyulsaydı, Atatürk ile ilgili bu yalanları duymayacaktık bile… (yazının devamında işgalci ve emperyalist devletleri tek tek yazmak yerine, hepsini temsilen kısaca “İngilizler” diyeceğim.)

“Halifeye karşı gelen Mustafa Kemal ve arkadaşları dine karşı gelmiştir” gibi uyduruk bir fetva ile başladı bu yalan kumpanyası. Bu uyduruk fetvayı İngiliz uçakları tüm Anadolu’ya dağıttı. İnananlar da oldu elbette. Düşmanla bir olup Milli Mücadeleye karşı Türk askerine karşı savaştılar.

Hele hele Mustafa Kemal ve arkadaşları özgürlük mücadelesinde başarılı olunca, kudurdular. Yapılan devrimlerle “hasta adam” olmaktan kurtulan, hızla demokratikleşen, tarıma ve sanayiye önem vererek kalkınan bir Türkiye’yi de istemediler. Mareşal Fevzi Çakmak’ın da dediği gibi “ileri karakolları” olan cemaat ve tarikatları soktular devreye. 

Harf Devrimi çok zorlarına gitti. Halkın rahatlıkla okuyup yazabilecek olması, halkın cahillikten kurtulması hiç işlerine gelmedi. Vay efendim “Atatürk Kuran dilini yasakladı”, “bir gecede cahil olduk” yalanlarını halka yutturmaya başladılar. Hatta “din elden gidiyor” yalanı ve kışkırtmasıyla Kubilay öğretmenimizi de şehit ettiler.

Kıyafet devrimi de çok zorlarına gitti. Bedevi gibi gezilmesi İngilizlerin çok hoşuna gidiyordu. Türklerin de Bedeviler gibi giyinmesini istiyorlardı. O nedenle Bedevi kıyafetlerinin milli kıyafet olduğunu savundular. Kıyafet devriminin, milli değerlerine ters olduğu yalanını da söyleyebildiler. Oysa binlerce yıllık Türk kültüründe ne şalvar, ne sarık, ne takke, ne de fes vardı.

Eğitimde yapılan devrimler İngilizlerin hiç işine gelmedi. Tekkelerden-Liselere, hiçbir pozitif bilimin okutulmadığı medreselerden-üniversiteye geçiş; İngilizlerin bütün planlarını alt üst etmişti. Pozitif bilimlerin öğretildiği üniversitelerde yetişen gençlerimiz geleceğe ışık olacaktı ki bu İngilizlerin hiç işine gelmiyordu. İngilizlere göre gençlerimiz; tekkelerde akşama kadar zikir çekip, yatıp yuvarlanmalıydı.

Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” kitabında yer alıyor: “Milli Mücadele için Anadolu’nun her yerinden Ankara’ya gelen askerlere komutanları soruyor: “Adın nedir? Nereden geliyorsun? Dinin ne? Peygamberin kim? Okuman yazman var mı?”” Alınan cevaplar çok ilginç. Hepsi “Elhamdülillah Müslümanım” diyor, tamam. Ama Peygamberin kim sorusuna: Hz. İmam diyen var, Hz. İsa, Hz. Musa diyen var. Köyündeki imamın peygamber olduğunu söyleyen var. Aşiretin şıhının peygamber olduğunu söyleyen var. Kur-an’ı bilen yok denecek kadar az.

İşte bu kötü tablo; her konuda olduğu gibi din konusunda da halkın nasıl cahil bırakıldığını göstermiyor mu? İlahiyat Fakültelerini açan, Camilere dinini bilen İmam yetiştirilmesi için İmam Hatip Liselerini açan adama, nasıl dinsiz dersiniz? Abdest almayı bilmeyen, Okuma yazma bilmeyen, okuduğundan bir şey anlamayan sahte imamların işlerine son verilmesinin din düşmanlığıyla ne alakası var? 

Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal” isimli kitabında geçer, Kut-ül Amare savaşında esir düşen İngiliz subayı Türkçeyi iyi derecede öğreniyor. Rüşvet vererek esirlikten kurtuluyor. Daha sonra da İngiliz işgalinde olan İstanbul’a geliyor. İşgal kuvvetlerinde görev alıyor. En büyük zevki de esir düşen Kuvayı Milliye askerlerini kurşuna dizmek. Harold Courtenay Armstrong denilen bu adam “Bozkurt” olarak bilinen “Grey Wolf” kitabın yazarı. Atatürk’ün “Yunan” olduğu, annesinin “hayat kadını” olduğu, “Çankaya Köşkünde her akşam içkili alem yaptığı”, “dinsiz” olduğu gibi anmak istemediğim daha bir sürü yalanın kaynağı bu kitap ve kitabı yazan bu adam. Atatürk ve Türk düşmanlığı ile yazılmış ve tek amacı Atatürk’ü karalamak, küçük düşürmek olan kitabın kapağı da bu. 

 Atatürk: Kitapta yazılan asılsız iddiaları, şüphe uyandıran imaları, önyargıların tamamını belge ve tanıklarıyla kanıtlayarak çürüttü. Atatürk’ün cevabı karşısında konuşamayan Armstrong ve “Grey Wolf” kitabı artık sadece bir çöptü. Ve bu çöp, British Museum arşivlerine kaldırıldı. Ama yaklaşık kırk yıl sonra kendini millete “tarihçi” (!) diye yutturan sahtekârın birisi, biz onu “Fesli Deli” olarak da tanıyoruz, İngiliz abilerinden bu çöpü alıp tekrar Türkiye kamuoyuna sundu. Tıpkı Mütareke basınının gözbebeği Ali Kemal gibi İngiliz abilerine ölene dek hizmet etti bu fesli deli. “Keşke Yunan galip gelseydi” diyebilecek biriydi. Armstrong abisinden öğrendiği “yalan” iddialarla kurucu liderimize ağıza alınmayacak hakaretler etti.  Deli diyorum çünkü yalanları nedeniyle mahkemeye çıktığında: Akıl sağlığının yerinde olmadığını dolayısıyla cezai ehliyetinin olmadığını gösteren deli raporunu” kanıt göstererek kurtulurdu.

Bir İngiliz ajanı, bir fesli deli, bir de Atatürk’e saldıranların dayanılmaz rezilliği… 

devamı var…

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Ordu Tribün Gazetesi | Haber Merkezi
© Copyright 2016 Ordu Tribün Gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
M.E.B.
Adalet Bakanlığı
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş