Ey Karamanoğlu Mehmet Bey!


Bu makale 2020-06-29 00:10:12 eklenmiş ve 671 kez görüntülenmiştir.
Cumhur Öztürk

Dil önemli. Çok çok önemli…

Mevlana, tüm dünyanın tanıdığı çok büyük şairdir. Oğlu da şairdir. (Sultan Veled) Söylentiye göre: Oğlunun cenazesi, Mevlana’nın kabrinin önünden geçerken kabirdeki sandukanın ayağa kalkıp oğlunun cenazesini saygıyla selamlamıştır. (Elbette bunun doğru olması olanaksız) Mevlana çok büyük bir şairdir fakat şiirleri Türkçe değil Farsçadır. Türkçe konuşan halk, yaşadığı dönemde Mevlana’yı anlayamamıştır. Oğlu ise tamamen Türkçe yazmıştır. Belki dünyanın tanıdığı bir şair değildir ama yaşadığı dönemde halk, oğlunun şiirlerini anlamıştır. İşte “Türkçe yazan oğluna saygı duyup mezarında ayağa kalkan baba,” efsanesini bu yüzden yaratmıştır.

Yunus Emre’nin ülkemizde kaç yerde mezarı var biliyor musunuz? Eskişehir, Karaman, Erzurum, Afyonkarahisar, Isparta Bursa ve Ünye… Bir insanın bu kadar mezarının olması olanaksız… Peki, neden var? Yazdığı şiirlerin deyişlerin hepsi Türkçe… Halk Türkçe konuşan ve yazan Yunus Emre’yi anlamış, tanımış ve sevmiş… O kadar sevmiş ki yurdun dört bir tarafı sahip çıkmış, sahiplenmiş. Halk bu sefer Mevlana efsanesi yaratmamış bağrından çıkan Yunus Emre’yi saygı ve sevgiyle bağrına basmış.

“Divanı Lügatit Türk” Arapça-Türkçe sözlüktür. Kaşgarlı Mahmut bu sözlüğü yazabilmek için on beşin üzerinde Türk yurdunu gezmiş ve ilk Türkçe sözlüğü oluşturmuş. Divanı Lügatit Türk’te Araplara şöyle seslenmiştir: “Bu dili öğreniniz, Türkler buralarda binlerce yıl hüküm sürecektir. Onlarla dost kalmak için dilini konuşunuz.” 1072-1074 yılları arasında yazıldığı kabul edilir. Kaşgarlı Mahmut böyle demiş, demiş te sonra ne olmuş? Sırasıyla, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu İmparatorluğu ve imparatorluklardan sonra kurulan beylikler Türkçeyi bırakıp Farsça ve Arapça konuşmaya başlamış. Türkçenin, devlet dili olamayacağını, yetersiz olduğunu düşünüp Farsça ve Arapçayı devlet dili, sanat dili olarak kullanmış. Halk ise yöneticilere aldırmadan Türkçe konuşmaya devam etmiş.

Karamanoğlu Mehmet Bey bu tehlikeyi fark ettiği için “Bundan sonra divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır” fermanını çıkarmış. Yıl 1277. Ama ne ömrü ne de gücü yetmiş. Yandaş Farsların kışkırtmasıyla birleşen Tatar Hasan Giray Han ile birleşen Selçuklu ile yaptığı savaşta şehit olmuş. Yıl 1280. Fermanın ömrü üç yıl kadar olmuş.

Şu satırlara kadar yazdığımız sözcüklerin yarıdan fazlasının Arapça ya da Farsça olmasının sebebi de budur. Yaklaşık bin yıldır Türkçe; devletin yazışma ve arşiv dili olamamış, sanatın ve edebiyatın dili olamamış ve yerini Farsçaya, Arapçaya bırakmış. Tam bir istilaya uğramış. Paramparça olmuş. Zenginliğini kaybetmiş Arapça ve Farsça karşısında aciz kalmış.

Ta ki büyük devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Dil ve Tarih kurumunu kurmasına kadar. Atatürk de Karamanoğlu Mehmet Bey gibi Türkçe konuşulması için çabalamıştır. Hatta hastalanıp yatağa düştüğü ana kadar geçen sürede kendi kurduğu Türk Dil ve Tarih Kurumunda günler geceler boyunca çalışmıştır. “ Üçgen Kesit, Konut, Erdem, Tüm, Teğet” gibi bir sürü sözcüğü bizzat kendisinin türettiğini biliyor musunuz? Bütün mirasını bu kuruma bırakmıştır. Kardeşi Makbule dururken mirasını Türk Dil ve Tarih kurumuna bırakması manidardır.

Daha sonra Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu olarak ikiye ayrıldı ve çok başarılı çalışmalar yaptı. Anadolu’yu istila eden yabancı askerlerin yurttan def edilmesi gibi yabancı sözcükler de dilimizden def edildi. Ne hikmetse bu süreçte TDK’ye yönelik asılsız ve saçma sapan bir sürü saldırılar da oldu. Hiçbir sözlüğünde bulunmayan, TDK’nin türetmediği bazı saçma sözcükleri TDK yapmış gibi göstererek karalamayı başardılar. “Gök götürü konuksever avrat” (güya hostesin yerine) deyince hatırlayacaksınız. TDK asla böyle saçma çalışmalar yapmamıştır. Bu karalamalar Türkçenin gelişmesini önlemek içindir. Ekonomik olarak fakir bırakmaya çalışılan ülkemizin, dil yönünden de fakir bırakılması içindir.

Yakın zamanda TDK’nin Ermeni bir başkanı vardı. Irkçılık olsun diye söylemiyorum acizliği ortaya koymak için söylüyorum, TDK’nin başında Ermeni birinin gelmesini doğru bulmuyorum. Bu kadar aciz mi kaldık da dilimize sahip çıkacak bilim insanımız kalmadı.

Bakın hala bil- kökünden türemiş bilimi, öğren- kökünden türemiş öğrenciyi, sına- kökünden türemiş sınavı, son kökünden türemiş sonucu kullanmayan ve ilim, talebe, netice ve imtihan diyenler var. Bilmeden sözcüklerin kutsallığına inanan geniş bir toplum kesimi var. “Tengri” kökünden türetilmiş Tanrı sözcüğünü, öz Türkçe sözcüğü, kullanmanın günah olduğunu savunan öğretmen, doktor ve yöneticilerimiz var. Oysa Allah sözcüğünün kökeni İbranice “Eloah” veya Süryanice “Alaha” olduğunu biliyor muydunuz? “Amin” sözcüğünün kökeninin Mısır’ın firavun tanrısı “Amon Ra”’dan geldiğini? Ya da “namaz, abdest, oruç sözcüklerinin Arapça değil Farsça olduğunu? Sözcükleri kutsayarak cennete gitme fikri çok “cahilcedir.” İbranice “Yüce” anlamına gelen “Rab” sözcüğünü kullanırsan sevap, Türkçe “Tanrı” dersen günah, öyle mi?

Dilimizin istila edilmesi sadece Arapça ve Farsça ile olmamış. Tanzimat’la başlayan batılılaşma hareketleri ile birlikte Fransızca ve İngilizce birçok sözcük Türkçe’nin içine sokulmuştur. İnternet dili denilen ve gençlerin sıkça kullandığı yabancı sözcükleri de buraya ekleyebiliriz.

Dil önemli. Çok çok önemli…

Dil varsa kültür var, dil varsa edebiyat var, dil varsa tarih var, dil varsa bilim var, dil varsa halk var, dil varsa sen varsın.

Ha ülkemizde yabancı asker ha dilimizde yabancı sözcük…

Bilmem anlatabildim mi?

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Ordu Tribün Gazetesi | Haber Merkezi
© Copyright 2016 Ordu Tribün Gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
M.E.B.
Adalet Bakanlığı
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş