BEKÇİ VE BASIN


Bu makale 2020-05-22 00:14:58 eklenmiş ve 854 kez görüntülenmiştir.
Atilla Şimşek

Her sabah 07.00 da uyanır tevizyon’u açar haber kanalına tıklar yatakta şekerleme yaparken de haberleri dinlerim. Saat 08.00 de Tv52 yi açıp kardeşim Akın Çiçeğk’i izlemeye başlar Vahatsah aracılığı ile programına zaman zaman katılırım.

Dün gazetecilik adına bir haberi bizleri üzen görüntüleri ile verdi. Görüntüler Yeni Dönem gazetesi sahibi Mustafa Kaya’ya aitti. Doğal olarak olayı kamerasına çekerken bir taraftan da sanırım olayı anlamaya çalışıyordu. Bakınız olay yerinde olan bir medya görevlisi kameraman veya haberci en korunaksız kişidir. Yani kendini savunamaz. Dayakta yer, yaralanırda hatta ölebilirde. Kolluk görevlileri en güveneceği kişilerdir. Polistir, Jandarmadır, şimdilerde de Bekçidir.

Her ne hikmetse bir sinir ve düşmanlık tohumlarımı ekildi bu topraklara. En ufak mesele, kavga ve münakaşa, karakol da biten bir son.  Emniyetin yetkilileri, olayı mekânda tatlıya bağlamak 1. Görevidir aslında.

Meslekte bende polisten palaska, cop yiyip kalabalık kurbanı olanlardanım. Televizyonlar kameraları sayesinde bu olayları belgelerken vatandaşta telefon kameraları ile aslında medya adına güzel hizmetler veriyor.

Gazeteci,  Yöneten ile Yönetilen arasındaki aracıdır. Bu işin, yani medyanın asli görevi de budur. Bekçi arkadaşın gelip olayı görüntüleyen kişiye mani olması da ne oluyor. Kaldı ki Mustafa (gazeteciyim, Yeni Dönem gazetesinin sahibiyim) diyip kendini tanıtması karşısında Bekçinin kartını sorması da neyin nesi. Hırçın tavırlar tıkanmakta neyin nesi. Beyan esastır. 

Meslek yaşamımda pek çok resim ve video çektim olay yerlerinde. Polis gelip görüntüleri rica eder ve derki (Hazırladığımız dosyaya koyacağız) yani görseller polis için bir delildir. Vermediğim olmamıştır. 1980 öncesi polis bazı derneklerin kapalı mekân toplantılarına giremez, görüntü alamazdı. Toplantı sonunda gelirler film karelerini isterlerdi. Gazeteci kolluk güçleriyle aynı tavadaki balıklardır. Çekim yapmak suç değildir.

Bir anekdot, Rahmetli gazeteci ağbim Uğur Gürsoy  ile bir seyahatimizde, mevsim sonbahar Antalya ya gidiyoruz. Trafik polisi durdurdu, evrakları incelerken camdaki BASIN yazan plakayı gördü ve (Basın ne?) diye sordu, bende (Bilmiyor musun ki,  Medyaya verilen isim) dedim. (Basının kelime anlamı ne?) diye sorunca uzun uzun Uğur ağbi ile anlattık. Kıssadan hisse.

Akın bu görüntüleri yorumsuz verirken gazeteciye yapılan bu çirkin davranışı da yerdi bende kınıyorum. Bekçiler hakkındaki şikâyetlerin başlıca nedeninin kompleksten kaynaklandığını sanıyorum. Silahlarını göstermek gibi bir huyları da var. Arka kemerlerine çıplak olarak takıp gezenlerini de gördüm. Hep söyleriz ya her konuda, eğitim şart.

Kalın sağlıcakla.

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Arşiv Arama
- -
Ordu Tribün Gazetesi | Haber Merkezi
© Copyright 2016 Ordu Tribün Gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
M.E.B.
Adalet Bakanlığı
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş