Atı Alan Üsküdar’ı Geçtim (mi) Geçmedi (mi)…?


Bu makale 2020-04-08 02:00:29 eklenmiş ve 433 kez görüntülenmiştir.
Ahmet Yenin

Saygıdeğer insanlar seçtiklerimizde her seferinde benzer yanlışları, benzer aymazlıkları gördükçe bir dahaki sefere inşallah, maşallah diye, diye bir asra yakın bir süre geçmesine rağmen hama ve tas misali değişen olmadığına göre bundan sonrada değişecek bir şey olmayacağını Ünlü bilim insanı Eflatun; Sen bilmiyorsun ki; Atı alan Üsküdar’ı geçmişse adalet, kelimesi kelimesine, başkasının yararına olandır. Güçlünün, yöneticinin yararına ama kendine baş eğip hizmet eden tüm uyruğunun zararınadır adalet. Yönetici, kelimenin tam anlamıyla, aşağı olanları kendi için değil; güçlünün çıkarına, güçlüyü mutlu etmek üzere yönetir. Sende konuya bu biçimde bakmalısın benim saf insanım. Adil insan, adaletsizle olan tüm ilişkilerinde zarar görür. Adaletsizle adilin kuracağı tüm ortaklıklarda, adilin bir çıkar sağladığını asla göremezsin. Adil insan, ortaklığın sonunda hep zararlı çıkar. Yine devletle olan ilişkilerde de doğrudan vergilerin ve katkı paylarının ödenmesinde de varlıkları aynı olsa da adil insan çok, diğeri az öder. Ama iş gelir paylaşmaya gelince, adaletsiz çok kazanır, adilse hiçbir şey.

Yönetime geldikleri zamanda adil insan zarara uğramasa bile, kendiişlerindeki düzen bozulur.Adil oluşu nedeniyle, devletten hiç kazanç sağlamaz ve arkadaşlarıyla tanıdıklarını kayırmadığı için onları da kızdırır.Tüm çıkarlarsa adaletsiz olanın payına düşer..

Elbette büyük ölçüde hile yapma yeteneği olan kişiyi kastediyorum. Adaletsiz olmanın, adil olmaya göre kişinin kendisi için ne kadar kazançlı olduğunu anlamak istersen böyle bir adamı gözünün önüne getir. Ve bunu anlamanın en kolay yolu da hata yapan kişiyi en mutlu insan kılan ve hata yapmaktan sakınanı da perişan eden adaletsizliği son sınırına kadar götürmektir. İster kutsal olsun, ister din dışı; ister kamusal olsun, ister özel; başkalarına ait olan şeyleri azar azar değil, bir çırpıda hırsızlıkla ve güç kullanarak almak tiranlığın“zorba” ta kendisidir. Halk, hükümetinden korktuğu zaman tiranlık“zorba”; Hükümet, halkından korktuğu zaman özgürlük vardır.

Tiranın yaptıklarından herhangi birini işleyen bir kişi, suçu ortaya çıkarsa cezalandırılır ve işlediği bu suçların cinsine göre tapınak soyguncusu, adam kaçıran, hırsız, dolandırıcı vs. olmaktan dolayı aşağılamaya uğrar. Ama tiran, yurttaşların mallarına el koymaya ek olarak, birde onları köleleştirdiğinde, yalnız kendi yurttaşları değil, adaletsizliği sonuna kadar vardıran bu adamın hikâyesini duyan herkes, tirana bu aşağılayıcı adları takmak yerine, onu ”mutlu ve kutlu” kişi diye anar. Adaletsizliği aşağılayan yaklaşımları ileri sürenler, bunu adaletsizlik etme korkusundan değil, adaletsizliğe uğrama korkusundan yaparlar.

İşte böyle, yeterince büyük bir dereceye varmış bir adaletsizlik; adaletten çok daha güçlünün çıkarına olan şeydir. Kısaca ünlü bilim insanı Eflatun “baştan da söylediğim gibi adalet, güçlünün çıkarına olan şeydir. Adaletsizlikse kişinin kendine yararlı olan, kendi çıkarına olandır diyor, saygılar sunuyorum.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Arşiv Arama
- -
Ordu Tribün Gazetesi | Haber Merkezi
© Copyright 2016 Ordu Tribün Gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
M.E.B.
Adalet Bakanlığı
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş