OLACAK O KADAR


Bu makale 2020-02-13 11:55:28 eklenmiş ve 502 kez görüntülenmiştir.
Emre Yücel

Lay lay lom yapalım mı biraz? Haydi yapalım…

Coronavirüsü’nden korunmak için kelle paçayı tavsiye eden Prof.Dr.Canan Karatay “Turp yiyin turp gibi olun, fıstık yiyin fıstık gibi olun” demiş. Birde şiir patlatmış; “Dünya fani ölüm ani, bir kere diyet yapsan ne olur yani.” Aklınızı küçük şeylere takmayın diyen Dr. Haydar Dümen, “Aklınızı neye takarsanız unutkanlık sebebidir, beyin yelpazenizi açın, dünyaya geniş bakın. “ demiş. Siyasi bir mesaj yok burada, konu sosyalliğin ilk adımı, cinsellik. Mesela bir söyleşide en verimli çağ 90-95 yaş arası diyor. Helal valla! Temenniye bak. Şapka çıkarıyoruz. Çok güzel hareketler bunlar. Birde günün sözü patlatır Haydar Hocam; “Aşk sanaldan gerçeğe dönüştüğünde satranç oyunu başlamıştır.” Güzel söz, tebrik ederim.

Genç sayılabilecek yaşımıza rağmen 80 li ve 90 lı yılları yaşamış, cumhuriyet tarihimizin hemen hemen tüm siyasi figürlerini görmüş ve çoğu iktisadi, siyasi, sosyal olaylara vakıf olmuş bir birey olarak penceremiz biraz daha geniş olabiliyor. Gazeteyi tersten okumak alışkanlığımızın yanında satır başlarının önemini, safsata sayılan bir yazıdaki altyazı mesajlarını kavrayabiliyoruz. Mesela alakasız bir anda son dakika haberi diye ‘Herhangi bir parti genel başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı hedefim yok’ ifadelerinin ne anlama geldiğini anında kavrayabiliyoruz. Mesela kritik bir anda “Esas olan ülke menfaati” dendiğinde diyenin mevcut tavra katılmadığını algılayabiliyoruz hemen.

Tabii ki şimdiki gençlerimiz test sorularından kafalarını kaldıramadığından perspektifleri metinle sınırlı kalıyor. Seçimlerini doğru ve yanlış algısı üzerinden 5 şık üzerine yoğunlaştırıyorlar. Sadece siyah ve beyaz var onlar için. Oysaki doğanın gerçekliği renksiz değil. Tüm yanlışlıkların sebebidir en doğru seçimi. Yanlışlıklar olmasa ne hayat kalır geriye ne de doğru. Şıkların haricindeki hayatın algılanması gecikmeli farkındalık olacak onlar için. Kaosun içindeki düzen arayışının yaşamın kendisi olduğunu kavrayabilmeleri epey geç olacak.

Dizi kolik bir millet olduğumuzdan yakınıyoruz ama mesela 90 lı yıllarda “Bizimkiler” diye bir dizi vardı. Tam 13 sene sürdü. Genç, yaşlı, çocuk kitlenirdi diziye. Belki alternatifsiz olduğundandır reytinginin yüksekliği ama zamanın şartlarına göre güzel bir diziydi, beğenilirdi. Adının “Bizimkiler” olmasının sebebi dizi karakterleri, senaryo, olaylar, diyaloglar tamamiyle bizdendi. Ne algı vardı, ne zorlama düşünce. Ne geçmişi yaşardı, ne geleceği. O anı aktarırdı. Dizinin özel bir hedefi yoktu, günün sıradan yaşamı sıradan ama güzel bir ifade ile aktarılırdı. O anın tüm toplum karelerinin yaşamsal ve düşünsel formatını içinde barındırırdı “Bizimkiler”.

Şimdi bakıyorum da sosyal medya adı altında facelerde, instagram, twitter larda sözler, özdeyişler, resimler olabildiğince ama biz yokuz içinde. Biz olmadığımız bir şey onlar, olamadığımız, olmayı hayal ettiklerimiz. Zorlama mutluluk sergileme psikolojisi kaynaklı sahte veri tabanı, biz olmayan, olamayacak olan…

Mesela yine 90 lı yıllarda Türk komedisinin duayeni Levent Kırca’nın 21 yıl süren “Olacak o kadar” adında tv programı vardı. Eleştirel güldürü anlıktı. O anı yaşardınız skeçlerde, sanki kendinizi yaşayıp gülerdiniz. Skeçler, ev hali hırka giymiş bir bayan tarafından sunulurdu. İş adamı, sanayici, siyasetçi, asker, polis, memur, işçi, çiftçi, emekli herkes seyrederdi programı. Herkes gülerdi, çünkü orada herkes vardı. Kendine gülerdi insan orada, kendini seyrederdi. Jenerik müziğinde ki “arada bir zülfüyare dokunduk, tam yerine rast geldi manzara koyduk” sözleri ölene kadar aklımızdan çıkmayacak güzel bir melodi. Her şeyiyle güzeldi bu mizah programı. Çünkü biz vardık, dolayısıyla gülebiliyorduk, dolayısıyla özgürdü “Olacak o kadar”.

Aşk için satranç oyununa pekte gerek yok aslında, olacak o kadar diyebilmenin önemini kavrayabilirsek yazılanların ve çizilenlerin yol haritası olarak kabulünün gerekliliğini anlayabiliriz.

Sevgi ve saygı ile…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Ordu Tribün Gazetesi | Haber Merkezi
© Copyright 2016 Ordu Tribün Gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
M.E.B.
Adalet Bakanlığı
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş