sex shop vibratör   vibratör   izmir sex shop   izmir sex shop    sex shop   saç bakım   jartiyer takımı   sex shop   işitme cihazı  

YAĞLİ


Bu makale 2020-01-10 07:52:03 eklenmiş ve 269 kez görüntülenmiştir.
Emre Yücel

Bizim Karadeniz de bir söz vardır; “Ya yağli yedun dilin kayay, ya da mermiden hızli koşaysun”

Üzülerek gözlemliyorum ki Türk toplumu iyice ayrıştı. Siyasi perspektiflerin ışığında kitleler kitlendi. Holiganlığa varan taraftar duygularına göre hareket eden bir toplumsal zemin oluştu. Akıl, mantık ve düşünceden uzak hoşgörü, saygı ve tahammüllerin olmadığı bir ortam bilinçli olarak Türk milletinin masasına getirildi, bizlerde afiyetle yedik. Yedik ama hazmedemedik. Bırakın hazmetmeyi artık kusturacak boyutta bir rahatsızlık oluştu. Son tartışma programlarında çim eksen bitmez akıl dersen yetmez misali kimseler öyle provokatif söylevler icra etme çabası içindeki sanki yağlı yemişte ağır gelmiş, kustu kusacak ama hala yeme derdinde.

Sosyal medyada gezinirken yazar Emine Saraçoğlu’nun bir sözü dikkatimi çekti. Çok hoşuma giden bu sözü kendisinin affına sığınarak paylaşma ihtiyacı hissettim. Diyor ki; “Herşeyi analitik bir beyinle düşünen, yeniden ve yeniden düşünen insanları arkadaş edinin…Ve onlara sınırsız eleştiri hakkı tanıyın…” Gönül rahatlığıyla altına imza atabileceğim bu söz gelinen noktada ayrım yapmadan eleştirdiğim tüm siyasi temayüllere mesajımdır.

İşgal zamanlarında milli mücadele henüz erken devrindeyken İngilizlerin İstanbul’a girmesiyle Talat Paşa ‘artık Enver devri bitti, devir Mustafa Kemal’in’ işaretiyle yurttan ayrılmıştır. İşgal altındaki İstanbul’dan kaçarak milli mücadele saflarına katılabilenlere, çoğu da kaçarken yakalanıp İngilizler tarafından infaz edilenlere İngilizler, Kemalist adını vermiştir. Bu hakikati yok sayarak mevcut konum neması endişesi içerisinde sıkışmış ve iyice daralmış alanlarını açma maksadıyla popülist ve ayrıştırıcı söylevler antitez diye yumurtlamaya çalışılıyor. Bu çaba 2020 senesine girdiğimiz bu günlerde dahi 80 sene öncesinin durumu aynı fabrikadan çıkmış ezber niteliğinde artık bıktırır ve kusturur vaziyette halen topluma sunum yapılmak isteniyor. Halk arasındaki serzeniş de ilginç; ‘sen bilmezsin, sen o devri yaşamadın’, halkın argümanı da bu. Doğru o devrin Türkiye’sini yaşamadık ta, mesela o devrin Adolf Hitler’li Almanya’sını da yaşamadık, Mussolini’li İtalya’sını, Sovyet Rusya’sının Stalin’ini. Diğerlerini saymıyorum bile, onlar hep pür perişan. Mesela, iyi ki Japon değilmişim, kafama nükleer yiyecektim. Dünya savaş halinde, dünya faşist, 2020 senesinde plazalardan yayın yapan programlarda 80 sene öncesinden ileri demokrasi beklenti söylevleri. Şaka gibi ama değil. Mizah desen mizah değil, fıkra desen kimse gülmez, ironi desen edebi değil. Yıllardan beri aynı söylevlerle yapılan algı operasyonundan sağlanan rant. Belki önceki jenerasyonlarda kabul gördü ama şu anki gençlik için zor, zaten pekte umurlarında değil, onlar geleceklerinin peşinde. Meraklı olanlarda google a yazınca o zamanın tüm dünyası çıkıyor önlerine. 

Birlik ve beraberliğin şart olduğu bu sıcak günlerde bu analitik zeka yoksunu rantçılara millet artık daha fazla prim tanıyamaz. Milli menfaatler söz konusu olduğunda bu tarz provokatif söylevler her zaman yağlı yiyip dil kayması olarak kabul görmez, yavaş yavaş koşuları tavsiye ederim.

Yalnızca Ortadoğu da değil, tüm dünyada barış, huzur, refah ve mutluluk tüm insanlığın olduğu gibi bizlerinde temennisidir. Bu temenniden öte amaç olmalı, tüm imkanlarımızı mümkün olduğunca bu amaca yoğunlaştırmalıyız. Buna rağmen aksi bir durum mevcut olabilirliği üzerinden hazırlıkta milli bir görevdir. Doğal olarak ülkemizde yaşayan her bireyin beklentisi ateşi mümkün olduğunca topraklarımızdan uzakta tutmaktır. Dolayısıyla Mavi vatan dediğimiz Akdeniz deki mücadelemiz yalnızca kıta sağanlığı veya petrol arama faaliyetleri olarak değerlendirilemez. Suriye deki belirsiz değişken denge ortada iken, son günlerde yaşanan İran komutanı Kasım Süleymani katliamı ve misilleme olarak İran’ın Amerikan üslerini vurması henüz sıcaklığını korurken kendi iç dinamiğimizde provokatif söylemlere asla prim tanınmamalıdır. 

Koca Avustralya kıtası yandı, milyonlarca canlı yok oldu, tüm dünya sessizce izledi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” derken belli ki kimseden medet ummama öğretisini de yerleştirmeye çalışmış. 

 

 Trablusgarp’ta cephede Mustafa Kemal ile İsmail Enver’in beraber çekilmiş bir fotoğraf karesi birlik ve beraberlik adına zamanın ruhuna uygun olarak örnek teşkil edecek şekilde değerlidir diye düşünmekteyim. Siyaset yalnızca taraftar toplamak, oy almak demek değildir. Bu ayrışmayı sonlandırmak, huzur, barış, birlik ve beraberliği sağlamak için illa halkın tercihini beklemeye de gerek yoktur. Analitik zihinden yoksun mekanikler bazen susmayı da bilmelidirler. Yağlı yiyeceğim diye yağdanlıkta bir yere kadar, önüne her zaman yağlı diye pide gelmez.

Sevgi ve saygı ile…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Ordu Tribün Gazetesi | Haber Merkezi
© Copyright 2016 Ordu Tribün Gazetesi
GÜNDEM
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
Eğitim Portalı
DÜNYA
E-Devlet
M.E.B.
Adalet Bakanlığı
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
sex shop   seks shop   saç bakım   seks shop   seks shop   sex toys   sex toys   gay sex shop gay sex shop strapon nedir kızılay sex shop travesti sex erotik seks shop   erotik seks shop   erotik seks shop   erotik seks shop   erotik seks shop   erotik seks shop   erotik seks shop   sex shop   sex shop   sex shop   sex shop   sex shop   sex shop   sex shop   vibratör   izmir sex shop