Ordu Nöbetçi Eczaneleri
HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
12 Ağustos 2022 Cuma
Fındık Fiyatı


22.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Akıllı ev sistemleri
17 Mart 2022 Perşembe

‘’HER YENİ GÜNE YENİ BİR ZAM TUFANI İLE UYANIR HALE GELDİK’’

KESK Genel Sekreteri Şenol Köksal 19 Mart Cumartesi günü Samsun ilinde yapılacak olan “Özelleştirmeler İptal Edilsin! İşsizliğe, Yoksulluğa, Zamlara Karşı Alanlardayız!” mitingi öncesinde açıklamada bulundu.
‘’HER YENİ GÜNE YENİ BİR ZAM TUFANI İLE UYANIR HALE GELDİK’’

KESK Genel Sekreteri Şenol Köksal 19 Mart Cumartesi günü Samsun ilinde yapılacak olan “Özelleştirmeler İptal Edilsin! İşsizliğe, Yoksulluğa, Zamlara Karşı Alanlardayız!” mitingi öncesinde açıklamada bulundu.

Açıklamasına 44 yıl önce 16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi öğrencisi yedi  öğrencinin öldürülmesini anarak başlayan Şenol, ‘’Devrimci genç kontrgerilla tarafından katledilmiştir. Tarihe Beyazıt Katliamı olarak geçen bu katliamdan 10 yıl sonra ise tüm dünya Halepçe vahşetine tanıklık etmiştir.

16 Mart 1988 günü Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirilen hava saldırılarında Halepçe Kasabası ve civarı kimyasal silahlarla bombalanmış, tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan katliamda çoğu çocuk ve kadın 12 bin kişi yaşamını yitirmiştir. Katliamlar tarihimize 12 Mart 1995 tarihinde 23 vatandaşımızın hayatını yitirdiği Gazi katliamı eklenmiştir.

Beyazıt, Halepçe ve Gazi Katliamlarında hayatını kaybedenler şahsında bugüne kadar yaşadığımız tüm katliamlarda hayatını kaybedenleri saygıyla anıyoruz.  Halkların birlikte yaşama umudunu yok etmeye çalışanlara karşı bundan sonra da birbirimize daha fazla kenetlenmeye devam edeceğiz.  Tüm insanlığın barış içerisinde yaşayacağı bir dünya ve ülke mücadelemizi sürdüreceğiz’’ dedi 

‘Zamlar ve enflasyon’’

KESK Genel Sekreteri Şenol; Ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimlerin, dar gelirli nin yurttaşların  her geçen gün daha da zorlu hale gelen bir süreçten geçtiklerini söyledi.

Şenol açıklamasını şöyle sürdürdü.

‘’TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon %55 artarken,  sadece son iki ayda genel enflasyon %16,5, artmıştır. Bizim için en önemli kalemler olan gıda enflasyonu yıllık %65’e, ulaştırma enflasyonu %76’ye çıkmıştır.  Gıda ürünlerinde KDV yüzde 8’den yüzde 1’e çekilmesine rağmen geçtiğimiz ay en yüksek artış %8,41 ile gıda enflasyonunda yaşanmıştır. Sadece son iki ayda gıda enflasyonu %20,23 artmıştır.

Öte yandan TÜİK vasıtası ile açıklanan bu resmi enflasyon verileri bugünün Türkiye’sinde çocukların bile inanmadığı verilerdir. Çünkü sokakta, çarşıda pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyon %100’ü aşmıştır. 

Elektriğe, doğalgaza yapılan fahiş zamlar, akaryakıt ürünlerinde adeta otomatiğe bağlanan zamlarla sürüyor.  

Yılbaşı akşamı elektriğe ortalama %80, doğalgaza %25 zam yapılmıştır. Doğalgaza yeni zam kapıdadır.

Yine yılın başından bugüne kadar olan73 gün içinde motorine %99, LPG’ye %79, benzine %65 zam yapılmıştır. Merkez Bankası verilerine göre, son bir yılda üreticilerin elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı fiyatları yüzde 138,5 artarken, tüketicilerin enerji kullanım fiyatları ise yüzde 76,4 artmıştır.

Gıda ürünlerinin, mevsimlik meyve ve sebzenin fiyatları el yakmaktadır.  Mevsim sebzeler karna baharın kilosu 25 TL,  brokolinin kilosu 23 TL, ıspanağın kilosu 15 TL’ye ulaşmıştır.  Mandalinanın kilosu 15 TL, limonun kilosu 9 TL, bir adet kıvırcık 14 TL olmuştur.

‘’Hergün Zam’’

İki gün önce ev tipi mutfak tüpüne bir zam daha yapılmıştır. Böylece bir yıl önce 122 lira olan ev tipi mutfak tüpünün fiyatı 300 liraya yükselmiştir. 

Beş gün önce İstanbul’da 210 gramlık ekmeğin fiyatı 3 TL’ye, Ankara’da ise 200 gramlık ekmeğin fiyatı 2,75 TL’ye çıkmıştır. 

Yine dün itibari ile Ankara’da toplu taşımada 4,5 TL olan tam bilet fiyatı %44 zamla 6,5 TL’ye çıkarılmıştır. Böylece yılın başında 3,25 TL olan tam bilet fiyatı sadece 73 gün sonunda  %100 zamlanmıştır. Buna göre Ankara’da görev yapan bir kamu emekçisinin maaşı yılın başından bugüne sadece %7,5 artarken toplu ulaşıma yaptığı harcama %100 artmıştır. 

Elbette ki bu zamlar İstanbul ve Ankara ile sınırlı kalmayacak, birkaç gün içinde tüm şehirlere yansıyacaktır. 

‘’Biçak kemiğe dayandı’’

Bilindiği üzere iktidarlar yıllardır artan hayat pahalılığını hep “Halkı, işçiyi, memuru, emekliyi, asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik“ diyerek geçiştirmiştir. 

Oysa her seferinde yaşanan her krizin faturası omuzlarına yüklenen,  hayat pahalılığı altında ezilen, işsiz kalan emeği ile geçinen kesimler, dar gelirli yurttaşlar olmaya devam etmiştir. 

Ancak bugün geldiğimiz noktada kelimenin tam anlamı ile bıçak kemiğe dayanmıştır.  

Devam eden zam kasırgası ile emeği ile geçinen tüm kesimlerin alım gücü alabildiğine düşürülmüştür. 

İktidarın tarihi artış yaptık diyerek net 4.253 TL’ye çıkardığı asgari ücret bırakalım yaşadığımız gerçek enflasyonu resmi enflasyon karşısında bile yılın ilk iki ayında buharlaşmıştır. 

İstanbul’da yaşayan bir asgari ücretli bir yıl önce 2.825 TL ücreti ile tanesi 1,75 TL olan ekmekten bin 614 adet alabiliyordu. Bugün İstanbul’da ekmeğin fiyatı 3 TL’ye çıkmıştır. Net 4.253 TL alınan ekmek sayısı ise bin 418 adede inmiştir. Yani asgari ücretlinin masasından tam 196 ekmek eksilmiştir. 

Sadece asgari ücretlilerin değil, emeği ile geçim mücadelesi veren herkesin, tüm bordro mahkumlarının geliri hızla erimeye devam etmektedir.

Son bir yılda resmi enflasyon %55 artmıştır.  Enflasyon farkının altı ay geriden alan altı milyon kamu emekçisinin ve emeklinin maaşlarında yapılan artış ise %46’da kalmıştır. Yılın ilk iki ayında resmi enflasyon %16,5 artarken bizim maaşlarımızda önümüzdeki Temmuz ayına kadar %7,5 artış yapılmıştır.  

Tüm veriler enflasyonun önümüzdeki aylarda da yükselmeye devam edeceğini göstermesine rağmen mevcut iktidar, “Enflasyon artmaya devam edecek ama siz Temmuz’a kadar %7,5’luk maaş zammı ile idare edin” diyerek bizimle açıkça dalga geçmektedir.  

‘’TÜİK’e çocuklar bile inanmıyor’’

Tekrar altını çiziyoruz. Bu veriler bugünün Türkiye’sinde çocukların bile inanmadığı TÜİK verileridir. Yaşadığımız gerçek enflasyon karşısında maaşlarımız buharlaşmıştır. 

Örneğin önceki gün Tıp Bayramını kutladığımız Ankara’da yaşayan dört yıllık üniversite mezunu, bir hemşirenin maaşı son bir yılda %46 artmıştır. Ancak söz konusu hemşirenin işine gidiş ve dönüşte yaptığı toplu ulaşım harcaması %100,  elektrik faturası %80,  bebeğine aldığı bezin fiyatı %72 zamlanmıştır.  Ocak ayında yapılan %7,5’luk artışla maaşına 506 TL eklenmiştir. Ancak dört kişilik ailesinin sadece asgari seviyedeki elektrik, doğalgaz ve ulaşım harcaması için cebinden çıkan tutar aylık 620 TL artmıştır. 

‘’Krizi kabul etmiyorlar’’

Mevcut iktidar yıllardır doğalgaz, elektrik ve akaryakıt zamları başta olmak üzere tüm zamlar konusunda bahaneler yaratmış,  “bizden değil,  küresel ölçekte yaşanan krizlerden kaynaklı” demeye devam etmiştir.  

AKP-MHP iktidar koalisyonu bugün ise Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesini ekonomik krizin bahanesi haline getirmeye çalışmaktadır. Yapılan açıklamalara bakıldığında sanki bugün itibari ile 21.gününe giren Rusya – Ukrayna çatışması öncesinde Türkiye’de her şey güllük gülistanlıkmış gibi dil kullanıldığı görülmektedir.  

İktidar, sanki 21 gün öncesine kadar memlekette hiç bir şeye zam yapılmamış gibi iki emperyalist blok arasında 21 gündür süren savaş yeni zamların dayanağı haline getirmek istemektedir. 

Elbette ki Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi sonrasında petrolün varil fiyatı yükselmiştir. Bu da dünya genelinde akaryakıt ürünlerinin fiyatlarına zam olarak yansımıştır. 

Ancak Türkiye söz konusu ürünlere yapılan zamlarda tüm ülkeleri geride bırakmıştır. Çünkü hem TL’nin döviz kuru karşısındaki eriyişinin tekrar hızlanması hem de akaryakıt ürünlerinden alınan yüksek oranlı ÖTV ve KDV söz konusu ürünlere yapılan zamları diğer ülkelere göre katmerli hale getirmeye devam etmektedir. 

Öte yandan bugün ülkemizin enerji alanı başta olmak üzere küresel ölçekte yaşanan her alandaki fiyat artışından doğrudan etkilenir hale gelmesi, bunun üzerine bir de adaletsiz vergiler eklenmesi iktidarların yıllardır ısrarla sürdürdüğü politikaların ürünüdür.

Çok uluslu şirketlerin çıkarlarını temel alan emperyalist kapitalist sistem yaşadığı her krizi savaşlarla, çatışmalarla, ham maddelere yapılan fiyat artışları ile diğer ülkelere ihraç ederek ayakta kalmaktadır. Dolayısıyla “az gelişmiş” veya “gelişmekte olan ülkeler” olarak ifade edilen her ülkede yaşanan krizlerin şiddeti söz konusu sisteme bağımlılık dercesine göre değişmektedir.   

Ne yazı ki Türkiye yıllardır iktidarda olanların hayata geçirdiği sermaye yanlısı, emek karşıtı politikalar soncunda emperyalist kapitalist sisteme bağımlı bir ülke haline getirilmiştir. 

‘’Plansız yapılanlar’’

İhtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın plansız bir şekilde yapılan köprüler, havalimanları, duble yollar petrol bağımlılığını artırmıştır.  Enerjide dışa bağımlılık yüzde 75’lere ulaşmıştır. 

Özelleştirmeler soncunda devletin elektrik üretimindeki payı yüzde 20’ye düşürülmüştür. 20 yıl önce %100 olan dağıtım payının tamamını ise özel şirketlere devir edilmiştir. Böylece bugün kamunun 1 liraya ürettiği elektriği özel şirketlerden 7 liraya aldığımız katmerli bir soygun düzeni yaratılmıştır. 

Geldiğimiz noktada ülkeyi ucuz emek cennetine çevirerek uluslararası mali sermayenin yağmasına açan, tamamen borçlanmaya, dış finansmana, ranta, spekülasyona, betonlaşmaya dayalı ekonomik model çökmüştür. 

Ancak fatura yine toplumun yüzde 99’una; kamu emekçiklerine, işçilere, asgari ücretlilere, emekliklere, işsizlere, kadınlara, EYT’lilere, küçük esnaflara, çiftçilere kesilmek istenmektedir. 

‘’Artık yeter diyoruz’’

Burada bir kez daha altını çiziyoruz. Krizi biz yaratmadık, faturasını da biz ödemeyeceğiz.

Atılan her adımda halkın yüzde 99’unu yok sayılmasına sadece faizden, ranttan beslenen yüzde 1’in çıkarlarını temel alınmasına artık yeter diyoruz. 

Tüm vergi yükü bordro mahkûmu olarak bizlerin, dar gelirli halkın omuzlarımıza yıkılmasına artık yeter diyoruz. 

Ödediğimiz vergilerin bize yol, su, elektrik, nitelikli, ücretsiz kamu hizmeti olarak dönmeyip savunma ve güvenlik adı altında silahlanmaya,  teşvik-vergi affı olarak sermayeye, patronlara harcanmasına artık yeter diyoruz. 

Bizim cebimizden alınanların geçmediğimiz köprülerin, yolların, tünellerin gitmediğimiz hastanelerin, uçmadığımız hava limanlarının müteahhitlerine dolar üzerinden garanti olarak akıtılmasına artık yeter diyoruz  

Bize yıllardır reva görülen yoksulluk, işsizliğe, yaşadığımız gerçek hayat pahalılığı %100’ü aşmasına rağmen maaşlarımızın, ücretlerimizin TÜİK’in çarpık rakamlarına göre artırılmasına artık yeter, geçinemiyoruz diyoruz. 

Bugün toplumun en geniş kesiminden “geçinemiyoruz, artık yeter!” çığlığı yükselmektedir. 

Bu çığlık sadece bugün ülkeyi yönetenlere değil, yarın yönetme iddiasında olanlara da bir uyarıdır. Biz KESK olarak, her zaman sadece kendi üyelerimizin değil, emeği ile geçinen tüm kesimlerin, dar gelirli yurttaşların sesi olma sorumluluğunu yerine getirmeye çalıştık.

‘’Samsunda buluşalım’’

Bu çerçevede tüm ezilenlerin, emeği ile geçinenlerin sesini birleştirmek için 19 Mart 2022 Cumartesi günü Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda olacağız. 

Sizlerin aracılığıyla kamu emekçilerine, işçilere, işsizlere, kadınlara, emeklilere, esnaflara, gençlere kısacası  “geçinemiyoruz” diyen tüm kesimlere seslenmek istiyoruz. 

Gelin,  “Özelleştirmeler İptal Edilsin! İşsizliğe, Yoksulluğa, Zamlara Karşı Alanlardayız!” 

Taleplerimizi hep birlikte sahiplenelim.’’

Haber Merkezi

Bu haber toplam 550 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : ‘’HER, YENİ, GÜNE, BİR, ZAM, TUFANI, İLE, UYANIR, HALE, GELDİK’’

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler